Mamara'daki müsilaja uzmanlardan çözüm

Marmara'daki Müsilaj sorunu için Türk bilim insanları seferber oldu. Prof. Dr. Mete Yılmaz ve Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer de çözüm önerilerini Haber7.com'a anlattı.

Gamze Türk - Haber7
Marmara Denizi’nde yaklaşık 4 aydır etkili olan deniz salyası olarak da adlandırılan müsilaj tedirginliğe neden oldu. Türk bilim insanları da müsilaja çözüm bulmak için çalışmaya başladı.

Haber7.com olarak Bursa Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Yılmaz ve Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer ile Marmara Denizi’ndeki müsilajın biyolojik çözüm yollarının üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.  

İşte uzmanların müsilajın çözümü hakkında ki açıklamaları: 

MÜSİLAJ TARIMDA KULLANILABİLECEK 
Bursa Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Yılmaz konuya ilişkin, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın başlattığı bir Marmara eylem planı var. Biz de Bursa Teknik Üniversitesi olarak buna elimizden gelen katkıyı yapmaya hazırız. Çünkü burada öncelikli olan konu Marmara Denizindeki kirlilik, o kirlilik baskısıyla oluşan aşırı alg üremesi ve sonucunda gördüğümüz müsilaj problemi. Müsilaj ekosistem için çok problemli ve zararlı bir durum. Deniz canlılarının ölümüne sebep oluyor. Dolayısıyla öncelikle kirlilik bakısının Marmara’da azaltılması lazım.  

Müsilaj dediğimiz şey tamamen organik bir yapı. Mikro organizmalar ve mikro algler tarafından oluşturulan ve suya salgılanan maddelerin birleşerek su yüzeyinde oluşturdukları bir yapı. Organik kısımlardan oluşuyor.  Bunun içinde proteinler var, şeker yapısından maddeler var, yağlar var, diğer organik atıklar var. Dolayısıyla canlı bir yapı değil ama ölmüş canlıların veya salgıladıkları maddelerin oluşturdukları bir yapı. Böyle olunca da bunun değerlendirilmesi mümkün. Biz de Bursa Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Fakültesi olarak ilk yaptığımız şey bu maddenin yapısını karakterize etmek oldu. İçeriğinde neler var? Zararlı bir şeyler var mı? Bunların toksikolojik analizlerini yaptık. İnsan hücrelerine zarar veriyor mu anlamaya çalıştık. Diğer taraftan alger toksinler ile ilgili bir sıkıntı var mı onu anlamaya çalıştık. Şu an için bizim gözlemlediğimiz bunların tarımda kullanılabileceği yönünde. Çünkü alglerin salgıladığı şekerimsi maddeler toprağa verildiği zaman toprağın su tutma özelliğini arttırıyor. Aynı zamanda bunların virüslere, bakterilere karşı önleyici etkisi var. Dolayısıyla Marmara’daki müsilaj içerinde de bu polisakkarit maddesi olduğu için burada bir potansiyel gördük. Yaptığımız işlemde öncelikle deniz tuzunu uzaklaştırdık. Şimdi arazi çalışmalarına başlayacağız. Bunlar uygulandığı zaman gerçekten bizim tahmin ettiğimiz verimi görebilecek miyiz ona bakacağız.  

Diğer taraftan alternatif değerlendirme yöntemlerini de anlamaya çalışıyoruz. Yine bu bir organik madde olduğu için bunu bioplastiğe dönüştürebilir miyiz yani plastikleştirebilir miyiz kısmını araştırıyoruz. Ya da bioyakıt ham maddesi olarak kullanılabilir mi? Bursa Teknik Üniversitesi olarak araştırıyoruz” açıklamasında bulundu. 

MÜSİLAJI DENİZ ORTAMINDA PARÇALAYABİLİRİZ 
Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer ise, “Müsilajı biyolojik olarak çözmek tabii ki mümkündür. Bursa Üniversitesinin yaptığı çağrıyı önemsiyorum. Müsilaj dediğimiz madde bir organik maddedir. Denizin derinliklerinden ve yüzeyinden toplayabilir, içerisinde bulunan kirleticiler arındırılabilir ise kullanımına yönelik bir yol açılmış olur.  

Bizim çalışmalarımız daha çok deniz ortamında müsilajı reaktif oksijen türleri ile parçalayarak dönüştürmek üzerine. Aynı zamanda da deniz ortamındaki çözünmüş oksijen miktarını, konsantrasyonunu arttırabiliyoruz. Biliyorsunuz Marmara Denizi kapalı bir deniz olması nedeniyle bütün canlılık 25-30 metrelik derinliklerde toplanmış durumda. 25-30 metreden sonra da çözülmüş oksijen seviyesi oldukça düşüyor. Müsilajın sebep olduğu en büyük problem de Marmara Denizi’nde çözülmüş oksijeni azaltması ve kazanım yollarının engellenmesi. Bizim müsilajlı deniz suyuna reaktif oksijeni difüze ettiğimiz uygulamamızdan sonra çözünmüş oksijenin arttığını gördük.  

Müsilajın bertaraf edilmesini başardıktan sonra Marmara Denizi’ne kıyılardan itibaren nasıl difüze edeceğimizi formüle etmek zor olmasa gerek. Devasa Marmara Denizi’ni düşündüğümüz zaman üretmemiz gereken reaktif oksijen miktarının ne olacağı, üretim maliyetinin sürdürülebilir olup olmayacağı ve ürettiğimiz reaktif oksijeni de Marmara Denizi boyunca nasıl enjekte edeceğimiz konusu olacaktır. Uygulamada yüksek sonuçlara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. 

KAYNAK: HABER7

Diğer Haberler